İsmini emisyon olarak bildiğimiz; karbonmonoksit ve azot oksit gibi zehirli gazların doğaya ve dolayısıyla insanlığa verdiği zarar oldukça büyüktür. Kimi ülkelerde havadaki karbonmonoksit oranının Kan Gazı etkileme seviyesi yüzde yirmi seviyesine kadar çıkar ki; yüzde 25 seviyesi bölüm seviyesi anlamına gelmektedir. Hangi şekilde ciddi biçimde kanserojen olduğu pek çok araştırma sonucu kanıtlanmış olan azot oksit gazlarının da doğaya salınması oldukça tehlikelidir. Bu gazları doğaya hiç sağlamak gibi bir alternatifimiz şu an sahip olduğumuz teknolojiler itibariyle mümkün değildir. Petrol, petrogaz, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtları tüketmeye devam ettiğimiz sürece maalesef bu gazları almaya devam edeceğiz. Yapabileceğimiz ancak bu gazların salınım oranını azaltmaya çalışmaktır.

Emisyon değeri nasıl düşürülür?

Otomobillerden yola çıkarak yapı teknolojisinin ulaştığı birinci emisyon düşürme çözümü, makinelerin daha az yakıt tüketimi sağlayacak teknolojilere yönelmek olmuştur. Ancak maalesef ne kadar çalışırsak çalışalım yaşanabilir bir ortamı sürdürebilecek seviyede düşük emisyon üretebilme makine teknoloji ile mümkün olmaktadır. Öyle ya da böyle fosil yakıtları tüketmekte ve havaya zehirli gazları savunmaya devam etmekteyiz. Yoğuşmalı kombiler ve benzeri teknolojiler ile evsel yakıt tüketiminden doğan karbonmonoksit düşürmek için çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da, bu çalışmaların etkisi yeterli değildir.
Dolayısıyla özellikle konutlarda tüketilen ve Isınma için kullanılan fosil yakıt değerinin azaltılması Ancak ve ancak mantolama ile mümkün olabilmektedir. Burada mantolama olarak çerçevesini çizdiğimiz uygulamalar ısı yalıtımı uygulamalarının genelini ifade eder. Birçok farklı uygulama gerçekleştirilip değişik ısı yalıtım çözümlerini ulaşılabilir.

Neden en çok mantolama tercih ediliyor?

Yapıların yalıtılmasında farklı yöntemler kullanılabilir. Yöntemlerin genelinin ulaştığının içerisine engelleyecek yalıtım malzemelerinin yapıya monte edilmesidir. Bu çözümler; mantolama dışındaki örnekleriyle pahalı ve zor uygulamalardır. Örneğin bir yapıya içeriden ısı yalıtımı yapmak hem sağlık açısından çok doğru değil Hem de daha maliyetli bir işlemdir.
Mantolama ekonomik olmakla birlikte uzun ömürlüdür. Bunun yanında yapının dış cephesinin dekorasyonunda sağladığı için yaygın biçimde tercih edilir. Günümüzde devlet teşvikleri ile yaygınlaştırmaya çalışan uygulamalar, yakın zamanda tüm yapılar için Mutlak surette zorunlu hale geleceğinden bir an önce harekete geçerek mevcut maliyetlerle uygulama yaptırmak doğru çözüm olacaktır.

Isı Yalıtımın Çevreye Etkisi

Enerji kaynaklarını verimli kullanmak sürdürülebilir bir geleceğin temelini oluşturur. Nüfusun artması, sanayileşme ve buna bağlı olarak şehirlerin büyümesi enerji kaynaklarını azaltmaya devam etmekte. Enerji Verimliliği Kanunu kapsamında zorunlu hale gelen mantolama ve ısı yalıtım uygulamaları, enerjinin akıllı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktadır. Enerjinin verimli kullanılması tek başına enerji tasarrufu demek değildir. Verimlilik enerjinin akıllı kullanılması demektir. Elbette yaşamak, ısınmak, serinlemek veya başka bir amaçla enerji kullanmaya devam edeceğiz. Önemli olan bu enerjinin doğru yöntemler kullanılarak daha verimli kullanılmasını sağlamaktır. Ancak bu şekilde gelecek nesillere daha güzel ve daha temiz bir dünya bırakabiliriz.
Geleceğimizi kurtarmak, çevreyi ve ekolojik dengeyi korumakla mümkündür. Doğal kaynaklar tabiatın bize sunmuş olduğu nimetlerdir, ancak bilinçsiz kullanım bu kaynakları tükenme noktasına getirmiştir. Alınacak önlemlerle doğal kaynaklar daha verimli kullanılabilir.
Isı yalıtımın doğaya faydaları azımsanmayacak kadar çoktur. Öncelikle ısı yalıtımı olan binalarda çevreye daha az atık gaz bırakılmış olur. Atık gaz, havayı kirletir dolayısıyla çevreye ve ekolojik dengeye zarar verir. Isı yalıtımı ile doğaya salınan atık gaz miktarında önemli oranda düşüş sağlanır. Bir enerji türü olan ısı sıcak ortamdan soğuk ortama doğru hareket eder. Konutlarda ve benzer kapalı alanlarda ısınmak ya da serinlemek için kullanılan enerji miktarı ısının yer değiştirmesine bağlı olarak artar. Bu durum ekstra enerji tüketilmesine neden olur. Daha fazla enerji tüketilmesi de daha fazla çevre ve hava kirliliği demektir. Tabiatta her şey birbirine bağlı zincir gibidir. Zincirin halkaları birbirine bağlıdır. Bir yerde yaşanan bir problem tüm dengeyi bozar. Isı kayıplarına bağlı olarak daha fazla enerji tüketmek de diğer halkalarda problem yaşanmasına neden olur.
Isı yalıtımı, enerji tedarikinden enerji kullanımına, çevre kirliliğinden ekolojik dengenin bozulmasına kadar bir dizi olayı düzenleyen bir etkiye sahiptir. Isı yalıtımı ile konforlu bir yaşam için ihtiyaç duyulan enerji miktarı azaltılmış olur ve dolayısıyla enerji tedariki için daha az doğal kaynak kullanılır. Isı yalıtımı olan binalarda ısınmak ya da serinlemek için daha az enerji tüketilir, enerji verimli kullanılmaya başlanır. Yalıtım ile binaların çevreye salmış oldukları atık gaz miktarı önemli oranda azalır. Bu da doğayı ve ekolojik dengeyi korumak açısından son derece önemlidir.